Sıcaklarda Cildimiz:
İzmir ve çevresine klimaları kapatamadığımız bir yaz mevsimi daha gelmişken, acaba cildimiz bu sıcaklardan nasıl etkileniyor?
Artan sıcacklıklarla ortaya çıkan veya kötüleşen en sık cilt prolemlerini sizler için sıraladık.
- Miliaria: Bunlar ter bezi kanallarının tıkanması sonucu ortaya çıkan kızarık kaşıntılı kabarıklıklardır. Halk arasında isilik olarak da bilinen bu durum sıklıkla çocuklarda olsa da yetişkinlerde de özellikle vücudun yoğun olarak terlediği bölgelerde görülebilir. Tedavide cildi serin ve kuru tutmak önemlidir. Kaşıntıyı ve kızarıklığı kontrol altına alan allerji kremleri veya düşük etkili kortizonlu kremler kullanılabilir.
- Akne alevlenmeleri: Artan ter gözeneklerde tıkanıklıklara yol açarken yağlanma ve bakteri kontaminasyonu ile akne alevlenmelerini tetikleyebilir. Bu durumda cildi tahriş etmeyecek hassas bir yıkama jeli ile günde 2 kez cildimizi yıkamak gözenekleri açık tutmak açısından önemlidir. Şikayetler artış gösterirse ciltte iz oluşumunu azaltabilmek için geç kalmadan bir dermatoloji doktoruna başvurulmalıdır.
- Güneş yanıkları: UV ışınları yaz aylarında daha kuvvetlidir. UV cilt hücrelerinde DNA hasarına yol açarak cilt kanserlerine sebep olabilir. Uzun yıllar boyunca UV maruziyeti bazal ve yası hücreli deri kanserlerinin gelişiminde rol oynarken, kısa sürede gelişen şiddetli yanıklar ise renkli benlerden gelişen ve oldukça tehlikeli bir deri kanseri türü olan melanom oluşumunda rol oynar. Bu noktada özellikle çocukluk çağındaki güneş yanıkları ve yoğun güneş maruziyeti, ileriki yaşlarda gelişen her tür UV ile ilişkili deri hasarı, lekelenmeler ve benler için daha büyük önem arz etmektedir. Bu yüzden özellikle çocuklarımızda güneş koruyucu kullanımını ihmal etmemeliyiz. Şiddetli güneş yanıklarında erken dönemde dokuda kızarıklığın yanı sıra şişlik, ağrı, ısı artışı ve bunu takiben su toplayan alanlar gözlenebilir. Eğer bu durum geniş bir yüzeyi etkiliyorsa sistemik bir takım bulgular da tabloya eklenebilir. Bu yüzden şiddetli yanıklarda vakitlice hastaneye başvurmak gereklidir.
- Güneşe bağlı allerjik reaksiyonlar: Özellikle kollarda oldukça kaşıntılı, yoğun milimetrik kabarıklıklarla seyreden güneş allerjileri bazılarımız için yaz mevsimini oldukça zorlaştırabilir. Hatta bu kişilerde şikayetler ilkbaharın başlarında görülmeye başlar. Bu durumda kış boyunca güneşten uzak kalıp, sonrasında aniden yoğun UV maruziyetinin rolü olduğu belirtilmekte. Bu yüzden güneş allerjisi olan hastaların yıl boyu ufak dozlarda da olsa UV ışığa maruz kalmaları derideki aşırı duyarlılığı azaltmak için önerilir.
- Güneş lekeleri ve melasma: Genellikle güneş lekelerinde sıklıkla suçlanan UV ışığı olsa da ısı tek başına da cildimizde renk üretiminden sorumlu melanosit hücrelerini aktive edip lekelenmeye yol açabilir. Özellikle ciltte kılcal damarları yoğun ve yüzeyel olan kişilerde bu etki daha belirgindir.
- Kuruluk: Her ne kadar terleme ciltte nem hissi yaratsa da deriden su ve mineral kaybı olduğu için sonrasında kuruluğa neden olmaktadır. Bu durumda su bazlı bir nemlendirici ve hyaluronik asit serum kullanımı fayda edecektir.
- Rozasea alevlenmesi: Rozasea toplumumuzda sık görülen bir cilt hastalığı olup özellikle sıcak ve güneşle ciddi şekilde artmaktadır. Bu hastaların da yıl boyu güneş koruyucusu kullanması ve sıcak ortamlardan kaçınması hastalığın ilerlememesi açısından önemlidir.
- Mantar enfeksiyonları: Yoğun terleyen kişilerde nemle birlikte çeşitli mantar hastalıkları da ortaya çıkabilmektedir. Bunlardan yazın en belirgin artış göstereni samyeli mantarı olarak da bilinen tinea versicolor hastalığıdır. Mantar cildin normal rengini değiştirerek genellikle gövde yerleşimli, küçük, renksiz veya koyu renkte yamalara yol açar.
Sıcaklardan ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için gün içinde yeterli miktarda su içmek, hafif dokulu, su bazlı, non komedojenik, en az SPF 30 içeren bir güneş koruyucuyu 2-3 saatte bir yenileyerek kullanmak gerekir. Hassas ciltlerde çinko oksit içerikli mineral filtreli güneş koruyucular daha rahat kullanılabilir. Nefes alan, pamuklu veya bambu kumaştan kıyafetler tercih edilmelidir. Ter, kir ve bakteriyi uzaklaştırmak için günde 2 kez hassas bir yıkama jeli ile yüzümüzü yıkamak gerekir. Seramid, gliserin ve hyaluronik asit içeren jel bazlı nemlendirici ürünlerle cildimizi nemlendirerek cilt bariyerini koruyabiliriz.
Peki ne zaman doktora başvurmalıyız? Geçmeyen döküntülerde, şiddetli güneş yanıklarında, deride ısı artışı ödem ağrı gibi bulguların eşlik ettiği enfeksiyon şüphesi olan durumlarda vakit kaybetmeden dermatoloji hekimine başvurulmalıdır.
https://www.mansetizmir.com/yazarlar/sedef-demirer/sicaklarda-cildimiz/135/
Dr. Sedef Demirer Estetik ve Dermatoloji Kliniği | Alsancak | İzmir | Telefon: +90 501 321 14 71